Melodik.net Ana Sayfa  
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Etkinlikler   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Armoni Nedir?

 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  123 4>
Yazan
  Konu Ara Konu Ara  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
anzalog Açılır Kutu Gör
Yeni Kullanıcı
Yeni Kullanıcı
Avatar

Kayıt Tarihi: 28 Ağustos 2006
Yer: Türkiye
Durum: Offline
Mesajlar: 18
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı anzalog Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Armoni Nedir?
    Gönderim Zamanı: 19 Mart 2008 Saat 04:14
ARMONİ NEDİR?

    Bu konu hakkında iki adet açılmış konu buldum. Bunlardan biri Temel Armoni Dersleri, diğeri Müzik Dersleri adı altında yer alıyor. İsteyenler site içinde arattırıp bulabilirler. Benim bunlara rağmen yeni başlık açıp bu yazıya başlamamın ana sebebi şu: Bu yazıların içeriğine baktığımda hep şu hisse kapıldım. Anlatan arkadaş örnek olarak Hndistan' a gitmiş ve biz de Hindistan'ı anca ismiyle, yüzeysel bilgilerimizle biliyoruz. O bize anlatıyor; şurada Budist tapınakları vardı, şurada Tac mahal. İyi niyetle ama bence doyurucu değil.

    Bence asıl soru şu olmalı: Armoni neden var?

    Bu soruya cevap vermeden önce biraz alt bilgi oluşturmak gerek. Bilinmesi gereken aslında herkesin duyduğu ama isimlendiremediği bir sorunun cevabında gizli. En yetkin bir orkestranın çaldığı bir konser dinletisi ile bu konserin en son teknolojiyle kaydını dinlediğinizde birbirinden ayırt edebilir misiniz? Zor gibi geliyor belki ama kesinlikle ayırt edersiniz. Normal her insan kulağı ayırt eder. Bunun daha kolayı ise tek bir enstrüman kaydını düşünün. Misal bağlama. Konser sırasında dinlemekle en iyi teknolojide kayıt edilmiş halini dinlemek arasındaki farkı kim anlayabilir? Neredeyse herkes. 

   Peki bunun armoni ile ilgisi ne? Duyduğumuz her ses içinde diğer sesleri de barındırır. Bir tek nota veya ses duyduğunuzda sistematik olarak peşinden belli sesleri tekrarlar. Buna müzikte doğuşkanlar denir. İlk duyulan sesin peşinden ondan çok daha az miktarda tınlarlar. Burada istemeden de olsa biraz terimsel konuşmam gerekecek. Duyduğunuz bir ses -genelde do sesi örnek olarak verilir- Peşinden 8 lisi( bir oktav üstte do), 5'lisi (sol sesi),  tekrar 8'lisi ( do),  3 lüsü (mi) diyerek sesler sıradan duyulur. Bu duyumda derinliği sağlar. Beyin bunu sesin doygunluğu olarak algılar. Yani bir ses duyulduğunda peşinden başka sesler de duyulur. Bunu zaten insan kulağı hisseder. Peki nasıl? Bu doğuşkanlar tek bir koşulla duyulurlar. Onu çıkardan nesnedeki titreşen her neyse o an yanınızda titreşmelidir. (yani her hangi bir aktarım veya ortam değişikliğine uğramamış olması gerekir) Mesela bilgisayardaki sesler. Bunlar aktarım yaşadığı için doğuşkanlarını kaybederler. Kabaca sesin o an yanınızda üretilmesi gerekir. (Emek güzel şey) Sadece bir sesten bahsediyoruz, bunu aklımızda tutalım. Bu sesin her hangi bir şekilde kaydı yapıldığında günümüzde var olan hiçbir ses teknolojisi içindeki doğuşkanları da kayıt edemez. ( Burada bir parantez kayıt edilen seslerin üzerinde mastering işlemlerinin amacı işte bu kaybolan hislerin ve sunileşen seslerin orijinaline yakınlaştırma çabasıdır. Örnek reverb veya ekonun verilmesinin en temel sebebi bundan dolayıdır, yani kandırmaya çalışır bizi. Kayıt edilen bu gibi sesler doğuşkanlık özelliğini yüksek oranda kaybeder.) Kaldığımız yere geri dönersek bir ses içinde sistematik olarak belli sesleri de barındırır. Bu seste derinlik hissi yaratır. Ben bunu resimdeki derinliğe benzetiyorum. Orada da bir yanılsama var. Aslında gerçek anlamda derinlik resimde yok ama suni olarak yaratılıyor.

    Bundan dolayıdır ki mesela bir ses düşünün. Kaba tabiriyle çok ince olsun.  Siz bunu kaydettiniz ve bilgisayarınızda winamp üzerinde dinliyorsunuz. Bu ses ortalama olarak (üzülerek yazıyorum) 4000 hertz civarında olsun. Oldukça ince bir ses piccolo gibi bir enstrüman da elde edilir. Siz bu ses çalarken ekolayzır bölümünden en kalın ses bölgesindeki sesleri değiştirin. Aslında o sesin bulunduğu alanla ilgisi olmayan bir bölge burası. (Mesela  100 hertz gibi) Bizim duyduğumuzseste bir değişme olduğunun farkına varırsınız. Peki bunun sebebi ne?

    DENGE

    Bir resim düşünün içerisinde bir çok renk barındırsın. Mesela içinde 6 değişik renk olsun. Kırmızı, mavi, sarı, yeşil, beyaz, siyah. Bunları değiştirebiliriz de. Bu renklerden oluşan bir resme baktığımızı farz edelim. Sonra içinde sadece kırmızıyı veya siyahı çıkaralım. Aynı göz sadece bir renk çıkartılmış bir resme bakıyor ve sadece kırmızı yok. Yani diğer renklerin bundan etkilenmemesi lazım. (Diğer bir değişle sizin bundan etkilenmemeniz lazım) Ama ne yazık ki etkileniyor. Baskın renk olan kırmızı çıkınca diğer renkler içerisinde yeni bir dengelemeye gidiyor. (Tekrar belirtiyorum bu sizin algınız ama her şey de öyle değil mi zaten) Yüzdeler değişiyor, sizin algılama boyutunuz değişiyor. Bu anlatmaya çalıştığım olay ile winamp gibi bir müzik dinleme programındaki olay birbiri ile aynı aslında. Var olan her şey kendini diğerine göre konumlandırıyor. (Bunu algımızın yaptığını tekrar belirteyim, sonradan bana fırça atmasın kimse)

    Yani bir ses kendi içinde bazı sesler barındırıyor (ki bunlar hiç bir zaman değişkenlik göstermeyen sesler). Doğuşkanlar. İşte bu doğuşkanlar armoninin temel çıkış noktası. Bilinçli olduğunu söylemek biraz saflık olur. Yani insanlar akustik ortamda bunları öğrendiler de böyle bir noktaya mı vardılar. Tabi ki hayır. Hayatımızda neyin teorisi pratiğinden önce geliyor ki? Bu var olanın algılanması sadece.

    İşin özü armoni ihtiyaçtan başka bir şey değil.


    Müsait olduğumda diğer bir temel sorun olan ARMONİ NASIL ÖĞRENİLİR? üzerine dilim döndüğünce bir şeyler yazacağım.


Düzenleyen anzalog - 21 Mart 2008 Saat 02:31
Yukarı Dön
Emre Goren Açılır Kutu Gör
Yetkili Kullanici
Yetkili Kullanici
Avatar
Funky fingers

Kayıt Tarihi: 02 Kasım 2004
Yer: Türkiye
Durum: Offline
Mesajlar: 1840
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı Emre Goren Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 19 Mart 2008 Saat 22:37
katkınız için teşekkürler çok yerinde örneklemeler ile anlaşılır (anlaşılması gerektiği gibi) bir halde yazmışsınız..
Logic Pro 9.1.4 | Apple iMac 27" i7 2.93
Yukarı Dön
romicik Açılır Kutu Gör
Yetkili Kullanici
Yetkili Kullanici
Avatar

Kayıt Tarihi: 16 Haziran 2003
Yer: Türkiye
Durum: Offline
Mesajlar: 308
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı romicik Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 20 Mart 2008 Saat 00:26
Çok teşekkürler.bilgilendiren bir (yazı) makale olmuş..
facebook.com/romicik
Yukarı Dön
anzalog Açılır Kutu Gör
Yeni Kullanıcı
Yeni Kullanıcı
Avatar

Kayıt Tarihi: 28 Ağustos 2006
Yer: Türkiye
Durum: Offline
Mesajlar: 18
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı anzalog Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21 Mart 2008 Saat 02:02
                                                                   ARMONİ NASIL ÖĞRENİLİR?
                                                        (Bu yazıyı okumak için biraz müzik bilgisi şart)
   Armoni nedir ile ilgili dilimin döndüğünce anlattığım olayın ardından diğer en önemli soru da bu olsa gerek. Armoni nasıl öğrenilir?

   Bu konuda da oldukça kaotik bir anlayış hakim. Türkiye' de bu konu üzerine yazılmış kitap bildiğim kadarıyla sınırlı da olsa şunlar var.

  1- ARMONİ, Nurhan Cangal, Arkadaş Yayınevi
  2- KURAMSAL VE UYGULAMALI ARMONİ, N. Rimsky Korsakof, Çev. Ahmet Muhtar Ataman, Levent Müzikevi
  3-CAZ MÜZİĞİNDE ARMONİ DİZİLERİ, Nail Yavuzoğlu, Pan Yayıncılık
  4-ÇAĞDAŞ TÜRK MÜZİĞİNDE DÖRTLÜ ARMONİ, Necdet Levent, Levent Müzikevi
  5-KONTURPUAN, Marcell Dupre, Çev. Turan Sağer, Bemol Müzik Yayınları
  6-MÜZİĞE GİRİŞ, Otto Karolyi, Çev. Mehmet Nemutlu, Pan Yayıncılık (içeriğinin bir kısmı)

  Diyelim ki siz armoni öğrenmek istiyorsunuz ve bu kitaplardan birini edindiniz. Yine de işiniz çok zor.

     Burada önemli olan şu: Armoni müzikal donanıma sahip olmayan bir kişi tarafından öğrenilmesi çok zor bir olgudur. Ortalama olarak beş majör ton ve ilgili minörlerine dair notaları okuyabilmeniz, sesleri birbirinden ayırt edebilmeniz ve tabi ki bir enstrümanı bu bilgileri uygulayabilecek kadar çalabilmeniz gerekir. Tabi bunlar olmazsa olmazları. Yalnız, bunlar işi garantilemez.

   Armoni, her bilinmeyende olduğu gibi ilk olarak sınırsız bir alanı sınırlamakla başlar. Bu zaten her öğretinin doğası gereğidir. Ki olması gereken de budur zaten. Yasak beşli ve sekizliler gibi uyulması gereken kurallarla başlar. Ama en büyük sıkıntı şu: Armoni teorik bir kurallar silsilesi mi? Yoksa armoni zaten bizim içimizde var olan bir olgu da biz onun karşılıklarını mı arıyoruz? Kabaca öğrenilecek bir ders mi yoksa eğitilecek ve anlaşılmaya çalışılacak bir his mi?

   Bu kitaplarda ve bir çok müzik okulunda (konservatuarlarda) armoni eğitimi değil öğretimi yapılır. Bu zaten birinci kayıp. Diğer nokta ise öğretimi gerçekleştirenlerin bunu bir ezber mantığı ile vermesidir. Mesela; kabaca açıklamaya çalışırsak armonide dört parti vardır. Bas, alto, tenor ve soprano. Buna bazen ezgi partisi de eklenir. Bizde okullarda bas partisi verilerek buna ezgi yazılması söylenir ve sene sonunda da sınavda bu soru olarak verilir. Bas partisi genelde şan partisi (o eserin var olmasının nedeni olan melodi) olma ihtimali en zayıf partidir. İşin ilginci, genelde ezginin hissedildiği yer tenor veya soprano partileridir. Zaten insan ses aralığına en yakın bölge burasıdır. Amaç zaten bir ezginin bir şarkının armonisini yazmaksa, yola bu partilerde  çıkılmalıdır. Yani daha kabaca şöyle söyleyeyim. Siz bir yere gidecekseniz oraya kaç saatte varacağınızı mı hesaplarsınız, yoksa size verilen süre içerisinde nereye kadar gidebileceğinizi mi? Ki sizin derdiniz oraya gitmek. Baslar verilir üstüne partisyonlar yazılır, artık bu sizi nereye götürürse siz oraya gidersiniz. Hatta gölgesine bakıp adamı tarif etmeye benzer bu yapılan.
 
Bence işin temeli şu: Armoni bir histir. Temel olarak okuduğunuz (söylediğiniz, çaldığınız) her hangi bir parçada değişimin olduğu noktalarda hissedilir. Yani KIVRIM NOKTALARI. (Bu terim Müzik literatüründe olmayıp, Yaslçın Tura tarafından üretilmiştir). İlk etapta neyin değiştiği, nasıl değiştiği önemli değil. Temel kaygınız sizin bu kıvrımları hissetmeniz. Bu zaten sizde var olan bir his. Yani Önemli olan farkındalık. Baktığınız ama tanımlamadığınız, bundan dolayı da bilmediğinizi düşündüğünüz bir nokta gibi. Biraz eğitim ile bu açığa çıkartılabilir.

    İşin özü; Armoni öğrenilmez, hissedilir.  Ya hiç hissetmiyor olsaydınız.

   Müsait olunca; PEKİ BAŞLAYALIM DA NEREDEN?


Düzenleyen anzalog - 03 Ağustos 2008 Saat 00:17
Yukarı Dön
yakup1 Açılır Kutu Gör
Tecrübeli Kullanıcı
Tecrübeli Kullanıcı
Avatar

Kayıt Tarihi: 06 Eylül 2005
Yer: Türkiye
Durum: Offline
Mesajlar: 302
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı yakup1 Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 24 Mart 2008 Saat 23:12
sevgili dostum pek güzel açıklamaların için sağol.Kendinden biraz söz etsen acaba müzikle ilgili nasıl bir eğitim aldın?Sana soracaklarımız ya da senin soracakların olabilir?
BİR ULUSUN MÜZİĞİNİ YAPANLAR YASALARINI YAPANLARDAN DAHA GÜÇLÜDÜR. WİLLİAM SHAKESPEARE
Yukarı Dön
anzalog Açılır Kutu Gör
Yeni Kullanıcı
Yeni Kullanıcı
Avatar

Kayıt Tarihi: 28 Ağustos 2006
Yer: Türkiye
Durum: Offline
Mesajlar: 18
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı anzalog Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 25 Mart 2008 Saat 16:28

                                             PEKİ BAŞLAYALIM DA NEREDEN?
   
    Buraya kadar anlatmaya çalıştıklarım umarım az çok bir fikir vermiştir.  Kısaca  bir şeyi öğrenebilmemizdeki en büyük sorun, onu öğrenme tekniğimiz. En önce özünü iyi anlayıp, daha sonra da bütününü algılamak bence en geçerli ve sağlıklı yol. Yukarıdaki iki yazıda da bunu yapmaya çalıştım.

   Nereden başlanmalıya gelince. Tabi ki özünden. Armoninin varlığını oluşturan ana unsurdan. SES ten.  Öncelikle ortak noktalar bulmak için şunları belirtmek isterim. bir şeyin ne olduğuna siz karar verirsiniz ama o kararı almanızı sağlayan şey nedir? Yani dayanaklarınız (referanslarınız) nelerdir? Oturduğunuz semte göre diğer semtler en önce bir mesafe olarak algılanır. Sonra sizin ilişkileriniz ile duygusal bir anlam kazanır ama başka bir kişide aynı karşılıkları bulamayabilirsiniz. Ben Sarıyer de oturuyorum ve Bahçeşehir kuzenimin yeni oturduğu semt. Bundan öncesine kadar Bahçeşehir ile ilgili hiçbir bilgim yoktu desem yeridir. Şimdi Bahçeşehir bana daha yakın geliyor. Gidilebilir gelmeye başladı gözümde ama yorucu da.
    
     Kısaca her baktığımız şey bizim bulunduğumuz yere göre konumlanır, anlam kazanır. Bu değerlendirmede de dayanak noktamız bizim bulunduğumuz yerdir. Şimdi gelelim müzik ve armoni ile bunun benzerliklerine.
    
     Temel bilgilerden birisi şudur. Ses kendi başına bir anlam ifade etmez.  Etrafındaki seslerden değer kazanır.  Bir ses düşünün; tek başına absolit bir kulak, frekans olarak algılasa bile bunun anlamca değeri yoktur (Biraz ileride bunu daha detaylı açıklamaya çalışacağım). Önemli olan  diğer seslere göre aldığı konumdur.  Aynı oturduğumuz semt gibi. Müzikal karşılığında oturduğunuz semt herhangi bir dizinin ana sesi, üzerine dizi kurulan sesdir. Armonide donanım almadığından dolayı ve dikkati başka noktalara dağıtmadığından temel olarak do sesi üzerine bir majör dizi kurar. Do sizin oturduğunuz semttir. Bunun ardından diğer sesler konumlandırılır. (Tabi bu da aslında bir hissiyata dayanır, daha sonra teoriye dönüştürülmüştür. Majör dizi, minör dizi, makamlar gibi) Bu tür diziler size şu kolaylığı sağlar. Temel alınan bir ses vardır. Örnekteki do sesi gibi. Bunun üzerine aralıklar kullanılarak diğer sesler oturtulur. Buna göre sadece yakınlık ve uzaklık bile seslere birer anlam yükler. Hissiyat kazanır.  İlk yazıda da belirtmiştim aslında bir ses içerisinde katlarını barındırır diye. Aslında bu mantıkla da bakılırsa doğada saf ses yoktur. Bu dediğim kendi başına anlam ifade etmeyen ses, laboratuar ortamında üretilebilir ancak. Yani her ses aslında içinde dayanakları ile beraber duyulur. 

Bu oturduğunuz yerden başka bir yere taşındığınızda  değişir. Artık Asya yakasında oturuyorsanız Avrupa yakasının, Sarıyer’in, Rumeli Kavağı’ nın anlamı değişir. Ortak olan tek şey sizin bunlara anlam verme şeklinizdir. Oturduğum yer, eski oturduğum yer, çocukluğumun geçtiği yer. Ve bu değerler aşağı yukarı herkeste ortaklıklar gösterir. Bunu da bence şuna benzetmek yanlış olmaz. Bir dizi kurulduktan sonra artık o dizideki si, mi, fa, sol bemol seslerini değil, dayanak sesimiz olan sese göre derecelerini algılamalıyız. Mesela do majörde do birinci (I) sestir. Buna göre sol beşinci (V) olur, si yedinci (VII). Bu bize kabaca şu kolaylığı sağlar. Artık bir herhangi bir majör dizi içerisinde. VII. derece sesinin o dizide hangi hissi yarattığını anlayabiliriz. Bu do majördeki si içinde, la majördeki sol diyez içinde geçerlidir.

 

Yani armoninin temeli olan bir sesin ne anlam barındırdığını, ne hissettirdiğini içinde bulunduğu dizideki derecesine göre karar verebiliriz. Zaten temel olarak armoninin alfabesi olan akorlar kurulurken bu sesler üzerine kurulur ve onu referans alır. Bir yönden de güneş sistemine benzetiyorum bunu. Güneş var, onun üzerinden konumunu belirleyen bir dünya, dünyaya bakıp bir değer kazanan ay gibi.

 

Yani en önce seslerden başlamalı. Seslerin birbirleriyle olan ilişkililerini anlamaya çalışmalıyız. Zaten armoni de seslerin birbirleriyle olan ilişkileri üzerine kurulmuyor mu?
 

Müsait olunca;  SESLER, İLİŞKİLER.

   (Bu anlattıklarım elbette ki benim bu zamana kadar aldığım eğitimlerden ve gözlemlerimden oluşuyor, yani muhakkak ki bazı yanlışlar ve eksiklikleri içerebilir. En azından yazdıklarımda samimi olduğum hissediliyorsa gerisi çokta önemli değil.

Düzenleyen anzalog - 25 Mart 2008 Saat 16:29
Yukarı Dön
G. Budaklısoy Açılır Kutu Gör
Yeni Kullanıcı
Yeni Kullanıcı
Avatar

Kayıt Tarihi: 05 Nisan 2008
Yer: Türkiye
Durum: Offline
Mesajlar: 13
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı G. Budaklısoy Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03 Temmuz 2008 Saat 09:19
Bekliyoruz...
Yukarı Dön
ersenekon Açılır Kutu Gör
Yetkili Kullanici
Yetkili Kullanici
Avatar
Ersen Uçak

Kayıt Tarihi: 05 Haziran 2004
Durum: Offline
Mesajlar: 3503
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı ersenekon Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03 Temmuz 2008 Saat 10:56
Orjinalini yazan: anzalog anzalog Yazdı:


Bu konu hakkında iki adet açılmış konu buldum. Bunlardan biri Temel Armoni Dersleri, diğeri Müzik Dersleri adı altında yer alıyor. İsteyenler site içinde arattırıp bulabilirler. Benim bunlara rağmen yeni başlık açıp bu yazıya başlamamın ana sebebi şu: Bu yazıların içeriğine baktığımda hep şu hisse kapıldım. Anlatan arkadaş örnek olarak Hndistan' a gitmiş ve biz de Hindistan'ı anca ismiyle, yüzeysel bilgilerimizle biliyoruz. O bize anlatıyor; şurada Budist tapınakları vardı, şurada Tac mahal. İyi niyetle ama bence doyurucu değil.



Bilgi başka bilgilerin varlığıyla özelleşir ve zenginleşir, siz vereceğiniz bilgileri sıfırdan bu şekilde lanse ederseniz, vereceğiniz bilgiler diğer bilgilerle bütünleşemez, kıyaslanma aracı olur.







Yukarı Dön
sonatok Açılır Kutu Gör
Tecrübeli Kullanıcı
Tecrübeli Kullanıcı
Avatar

Kayıt Tarihi: 09 Nisan 2008
Yer: Türkiye
Durum: Offline
Mesajlar: 433
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı sonatok Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03 Temmuz 2008 Saat 15:19
yazılanlar ve anlatımlar güzel, eline sağlık... hatta yazılarda teknik terimleri kullanmaktan çekinilmiş baya .. bundan çok çekinmemekte gerekiyor yani sonuçta teknik bir konu açıklanıyor , bilinilmeyen bir terimse elimizin altında internet var aranıp bulunur ya da örneğin bir dipnot ile buna açıklama getirilebilinir...
 
bunun haricinde en iyi imkanlar ile kayıtla ölen armonik yapıya karşılık belki bu sorun ilerleyen teknoloji ile daha iyi sonuçlara gidilse bile ben müziğin kaydedilmesinin hep bir sorun olduğunu düşünmekteyim .Ama diğer yandan eğer müziği kaydedemeseydik de bu kadar ilerleme olmayacağını da düşünüyorum yani bir bakıma teknolojinin öldürdükleri ile can verdiklerinin dengesi gibi... bu yaratıcılık açısından da geçerli kayıtlar ve ezberler yaratımların önünde engel olduğu gibi üzerine birşey koymak için arkada tekrar eden bir melodi de olabilirler ama tabi ideal bir müzik anlayışında müzik notalar sadece ortamda bulunan enstrumanların (tabi bunları çalanların) birbirleri ile olan iletişimidir diye düşünüyorum ben...
Yukarı Dön
 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  123 4>
  Paylaşılmış Konu   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 11.10
Copyright ©2001-2017 Web Wiz Ltd.

Bu Sayfa 0,219 Saniyede Yüklendi.




| Armonik.net | Coşkun Karabulut | İrem Özyurt | İlhan YÜCEL | Bozbey | Kelime Arama Yardımcısı |

Copyright © 2000 - 2017 Melodik.net.net
Bilgisayar ile müzik.